Düşünsel-duygusal kaleme aldığımız edebi yazılarımızı paylaştığımız,eleştirdiğimiz,biriktirdiğimiz bölüm.
Bildiğiniz gibi Ayyas.Com bünyesinde yeni bir blog sistemi oluşturulmuştur. Bu sistem sonrasında Echoes altında bir değişiklik yapmayı uygun görmüş bulunmaktayız. Bu değişiklik şunları içerecektir : Echoes - Edebiyat öğelerinin ağırlıkta olduğu Şiir , Deneme , Hikaye , vs.. gibi çalışmaların toplanacağı bir bölüm olarak kalacaktır. Bloglar ise kişisel sayfalar olduğu ve her kullanıcı tarafından kontrol edildiği için üyelerimizin kişisel günlük hissettiklerini anlatabilecekleri , diğer üyeler ile paylaşabilecekleri bölüm olacaktır. Bundan dolayı 25 Şubat 2007 itibariyle açılmış 1 kısa paragraflık yazılara Echoes altında onay verilmeyecektir. Bu tarz yazıları Blog altında toplamak sanıyorum ki Echoes'un geleceği açısından...
Sevgili echoes müdavimleri, echoes'a attığınız tüm başlıklar forum moderatörleri tarafından tek tek incelenmektedir. Bu nedenledir ki başlıklarınız, siz başlığı açtığınız zaman anında yayımlanmazlar. Bu yüzden sizi uyarmak istedik; çünkü bir yazıyı, gitmedi kaygısıyla defalarca yolluyorsunuz. Bir kere yollamanız yeterli olacaktır. Eğer yazınız bir türlü yayımlanmıyorsa mutlaka bir yerinde bir hata vardır. Zaten neden yayımlanmadığı ile ilgili bilgi de size büyük bir ihtimalle özel mesajla bildirilir, ona göre düzenler ve yeni bir başlık açabilirsiniz. echoes ile ilgili açıklananlar dışında herhangi bir soru ve sorununuz varsa da, "Duyurular Ve Şikayetler" bölümünde yöneltebilirsiniz. Değerli yazılarınızı paylaşmanız...
Senden sonra Kimseye Önemsiz şeyleri Önemliymiş gibi anlatmadım Senden sonra Önemli birşey yaşamadım Göz bebeklerine dokunan rüzgar, dudaklarından süzülen hüzün ve tüm baharı söndüren gidişinden sonra içimde bıraktığın enkazdan başka hiç bir şey değişmedi senden sonra. Nasıl da hazmetmişim seni içime, nasıl da kabullenmişim çıkıp gelişinden beri varlığını hayatımda. Karşılıklı anlamsız bakışmalarımız, dudaklarındaki mayhoş tebessüm, saçlarının hafif dalgalanış, gerekli gereksiz konuşman, başını iki yana sallaman, bana beni sevdiğini söylemen, siyahın sana ne kadar da yakışması ya da sadece yürüyüşün.. Belki de geriye sadece senin kimseye ait olmaman, umutsuzluğun, duvarları izleyip kurduğun hayaller, benim...
sönen bir yıldızın gördüğü en son düşte hergün kanayan bir kalp sakladım ona avuçlarının arasından kayabilsin diye oysa ben bunun yerine herhangi bir sonbahar gününde başımda hasırdan bir şapkanın vakitsizlik imgesiyle zeytin bahçelerinde oturmak isterdim
Bir ayrılık sabahı şimdi; kent ölmüş, sahne susmuş, ruhum hep alkol..
Hayat ne boşmuş meğerse sevgilim… Her şey yalanmış, şimdi anladım… Öpüşün..sarılışın.. Oysa ben o anda-o beni öptüğün anda- İçinden bi şeylerin kopup, damarlarımda ilerleyip, kalbime ulaştığını hissederdim.. Senin kollarındayken; hayatın tüm acımasızlığına, tüm siyahlara perde çekerdim.. Hiçbir zaman bilemeyeceksin Orda durup ‘artık gidiyorum’ dediğinde; Gözlerimden akması gereken yaşların
yaşayamıyorum...sadece nefes alıyorum...bu yaşamak değilmiş anladım...sadece görmekmiş...acıyı...gerisi zaten boş sanırım hayatta...en azından gerisini yaşamadım henüz... bana gereken tek şey,gitmek,ister uzağa,ister yakına...önemli olan gitmek...uzaklaşmak...biraz da olsa...unutmak...yaşadıklarımı...yaşamak istediklerimi...yaşamadıklarımı...yaşayamadıklarımı...ve bu lanet olası...
Ne zamandır yazmıyordum, selam herkese
AYRILMAK ZORUNDAYIZ Az Sonra Söyleyeceğim ona Ayrılmak zorundayız, bitmeli her şey Yaktığımız yataklar soğuyacak Ektiğimiz tohumlar kuruyacak Artık beklemeyeceğiz, sabırsız, heyecanla Dudakların birbirlerine renk vermelerini Ama Seven bir kadını bu durumda bırakmak
I ne diyeyim.. bir dalganın en tepesinde taşınmış, taşınmış ve şimdi en sonunda bir kıyıya vurup, bırakılmış gibiyim. ne deniz kaldı ortalıkta, ne köpüklü su, ne parlak güneş. kalbimi açıp gitti birisi. kaburgalarımı ayırdı, çıplak atışlarıyle kaldı kalbim ortalıkta. ve gitti o. kapatmadan göğsümü. kaburgalarım yavaşça kapanacak şimdi kalbimin üstüne, toprak, kar ve çamurla birlikte. bir çocuk azarlandığında omzunun düşüşü gibi. vakitsiz ikindiler yaşıyorum bir günün ortasında, vakitsiz gün batımları. vakitsiz susuyor dünya, ve vakitsiz konuşuyor. en çok da uyku zamanlarında. ne diyeyim.. yatakta yatmak yerine oturup kafanı duvara yasladığında anlıyorsun bunu karanlıkta. kafanı duvara yaslıyorsun omzunla birlikte...
Bekliyemiceğini bile bile bir masala inandırmak kendini.Kendi hayallerinde çizdiğin bir adam profili.Onunla beraber yaşadığın yada yaşıcağını düşündüğün dakikaların süreleri.Beraber alınan bir elbise,birlikte dinlenen bir şarkı,bazen aynı anda edilen bir küfür.Hepsini yaratırsın kafanda ve bu yarattığına inanırsın zamanla. Zaman geçici bi süredir artık senin için.Her süre daha kısadır içinde bulunduğun zaman için.Bazen aklından geçenler takılır zamanın çarklarına.Geçtiği yolları unutmuşcasına.Her köşe başı aslında yeni bir dünyadır döndüğünde açılan,dönmeye korktukça üstüne kapanan. Bazen aklından geçenleri okumasını istersin en diplerde.Bazen aklından geçenleri duymaması için seçimin en diplerde. Mutlu anlarında...
uslan biraz zamanı geldi.. şimdi vaktidir kapıdan çıkmanın, yağmurun altında sırılsıklam olup soğuktan titremenin onu düşünerek, ona gitmenin.
günlerce bekleyip sonunda gönderebildiğim bi özür mektubu..
Bunaldım,sıkıldım,sıkıştım,şiştim... Beynim sürekli fazla mesai yapıyo,yoruldum..Miğdem bulanıyo ve kusmak istiyorum artık içimdekileri.. Benimkini idare edemezken doğru dürüst, şimdi başka birnin hayatıda atılıverdi kollarıma. Evet biliyordum bi gün gelecekti ama şimi değil,henüz hazır değilim buna. Daha verilmemiş bir sürü kararım varken bu kadar büyük ve yeni bi tanesi daha ağır geliyo..Altından kalkamayacak gibi hissediyorum.. Kardeşim 18ine girecek, lisedeki sana çok benziyo. Pek konuşmaz,bi arkadaşı var sürekli onunla birlikteler,ciddi derecede akıllı ve senin kadar çekici.. Hal böyle olunca, artık bi erkek arkadaşı var.Arasıra konuşuyorduk daha önceleri, ama hiç böyle bişeyden bahsetmemişti.Dedim ya farkındaydım...
sıradan
denem-e
Monolog
Biliyorum ordasın, yine başını öne eğmiş adımlarımı seyrediyorsun. Hiçbirşey yapmaksızın, kararsız gülümşeyişinin hüznü sessizce dağılıyor etrafımda. Bir rüzgar misalı yanaklarımı yalayıp geçiyor matemin. Hala eskide kalmış günlerin hatıralarını gözünde canlandırıp içini çekiyorsun büyük bir yara almışçasına. Üzülüyorsun, "kimdik", "nerdeyiz", "ne yaptık biz" diye... Anlamsız sorgulayışların seni günden güne eritiyor. Bir bıçak almışsın eline ve kesiyorsun saçlarını bir bir. Dökülen her damla göz yaşınla birlikte bir gün daha eksiliyor ömrün. Bir hayalin pençesinde esir düşmüşsün ve gelecek kaygıların geçmişinin gölgesinde kalmış. Hala aynı yerde sayıklıyor haykırışların. Tüm bu karmaşık duyguların içersinde...
Her gün gelecektiniz,her gün gelirsiniz. İlk gün bir çiçeğe uzanır,bir başak tohumunu koparır gibi,durgun bir göle bakar gibi bakarsınız bana. Uykuya dalışımı merak edersiniz.Bütün insanlar kadar güzelimdir uykuya dalarken, evet susarsınız.O an sonsuz bir uykuya dalarım sanki uyanmamacasına.Bütün bir an beni seyredersiniz. Kendimi uzak yıldızların birinde yaşayan bir peri gibi hissederim o zaman.Yıldız hevenkleri saçlarımı okşar,karanlığın tüm yanları erir,daha bir masumlaşır. İki gün boyunca hemen hiç konuşmazsınız.Sonra bir akşam o da olur,konuşursunuz. Bedeniniz,ruhunuz daha az yalnız olsun diye mi bana ihtiyacınız olduğunu sorarsınız bana. Sevmek,iki kişilik bir yalnızlığı beslemektir,derim ben de.İki başına yürümek…...
Ben bunları düşünür ağlarım içimden içimden. Siz hala diğer koşulları sorarsınız. Sizinkiyle eşleşecek,Tanrı önünde dindar kadınlar gibi yazgısı sizin elinizde olacak şu biçime,şu ruha azar azar alışabilmek için, gün doğarken bedeninizi nereye yerleştireceğinizi, hangi boşluğa doğru seveceğinizi bilememekten daha az korkmak için,atalarınızın karıları gibi susmamı,size,sizin isteğinize tamamen uymamı,hasat sonrası samanlıklarda erkeklerin üstlerine gelişlerini uyuyarak karşılayan köylü kadınlar gibi size boyun eğmem gerektiğini bana söylemez hissettirirsiniz.Ben anlarım ama. Size bakarım.sonra artık size bakmam,başka yer bakarım. O halde zor olduğunu anlarım.Korkularımı güderim saniyeler boyunca. Yine de kabul ederim. Hani...
Yeni Konu Aç
Okunmuş Say
ayrılık yazıları
İntihar Mektubu
Aşk
eksik parçam....
Özlemek
yaşayamıyorum...
Sevgiliye Mektup
Şeytan Ayetleri 1*
Gizli Defter
misket havası...
Suda Mor
affet beni baba
mutlu aşk yoktur.
seni seviyorum..