Sevgilim Günlük!
Posted 27-03-2007 at 23:03 by scarecrow
Dışımdaki sonsuz noktadan kendime bakıyorum. Bakan benim ama baktığım şey ben miyim? Dışımdaki sonsuz noktadan söz edebilmek için önceden ben olduğuma inandığım, sınırlı olduğunu bildiğim -en azından düşündüğüm- eski benin şimdiki benle özdeş olduğundan emin olmam gerekmez mi? Böyle olmasaydı bile kendime kendi dışımdan baktığımı söyleyemezdim yine. Çünkü baktığım yerle bakışımı yönelttiğim yerin farklı olduğunu gösteren hiçbir delil yok elimde. Ama güzel bir gündü. Çalıştım, güldüm, eğlendim. İçim...
Eksiklik?
Posted 25-02-2007 at 21:20 by scarecrow
İçimde eksikliğini duyduğum bir şey var. Bir zamanlar bende olan ve artık beni terk etmiş olan bir şey. Geride bıraktığıysa sadece bir çelişki. Eksikliğini duyduğum şeyin ne olduğunu bilmiyorum, çünkü o eksik, artık bende değil. Bende olsaydı bilirdim belki. Ama varken de bilmiyordum onun ne olduğunu. Çünkü ne olduğunu bilmem için, beni terk etmesi, eksikliğini duyurması gerekirdi. Gerçekten var mıydı o? Bir zamanlar ona sahip miydim? Yoksa asıl şimdi mi var bu şey? Bende veya değil, ama asıl şimdi...
Misafir
Posted 13-02-2007 at 12:49 by scarecrow
Bal kıvamındaki ezgili sesi yavaş yavaş odayı dolduruyor. Sarsıcı bir etkisi var. Kağıttan bir odanın içine dolar gibi, kendisiyle sürüklüyor her şeyi. Ben ilk defa çekip gitmek istemiyorum buradan. Bu mezar eskisi odamdan. Hayat bana usul usul geliyor. Halıda çiçekler açıyor. Duvarlar eriyor ve gökyüzü... mavisini bana sunuyor. Doğanın ezgisi bu, kabuğumu kıran. Notaları elime alıp köpük köpük üflüyorum gökyüzüne. Bir orman yükseliyor tepenin üzerinden. Zirvesinden bir kuş havalanıyor, gelip yüreğime...
Bunların Hepsi Tiyatro
Posted 10-02-2007 at 08:58 by scarecrow
Ah bu tiyatrocular beni deli ediyor. Reklamlar da olmasa onları göremeyeceğim çünkü tiyatroya hemen hemen hiç gitmiyorum. Ama hep duyarız, tiyatroya gitmek lazımdır diye, halkımız niye gitmiyor diye, gitsenize ulan diye, kültürsüz cahiller ulaaan diye, ama ne gerek var canım biz gitmesek de onlar bize geliyorlar işte, koca koca şirketleri o güzel sesleriyle nasıl da sevdiriyorlar bize, tüm dehalarını göz boyama sanatında yani reklamlarda sunmuyorlar mı bize? Bunlar tiyatrocu değil desek geriye kim...
Çürük Yumurta Film Festivali
Posted 10-02-2007 at 00:39 by scarecrow
O kırmızı halılarda yırtmaçlarını yırta yırta smokinlerini kinleye kinleye yürüyorlar ya, hani o filmlerde kasım kasım rol kesip gerçeklerin dünyasında sefil sefil dolanıyorlar ya, bu hasta, bu kahpe, bu puşt ruhlu iyi aile çocukları işte sinemanın gerçek düşmanlarıdır onlar. Aldıkları ödüller kendi ucube bedenlerinden de önce yok olup gidecektir.
Buyrun dostlar, bir yumurta da siz atın onlara!
Ommm!..
Posted 09-02-2007 at 21:31 by scarecrow
Şöyle biraz yükselip kendime ve dünyaya yukarıdan bakınca anladım ki mümkünmüş her şey. Evrene kök salmış gibi uzanıyormuş varlığım. Anladım bunu. Her uç bir yıldıza değiyormuş da, her yolun sonu aydınlıkmış meğer.
Fakat beklemek lazım. Çünkü kozmik işler aceleye gelmez. Köklerin bir karıştı mı, kendi içine çökersin.
Acele etme. Işığın sana gelmesini bekle.
Çağımın Gerisinde Kaldım
Posted 09-02-2007 at 18:21 by scarecrow
Son bir iki yıldır çok geri kaldım yaşıtlarımdan. 29 yaşındayım ama en büyük arkadaşım 20 yaşında. Hepsi daha ilk gençlik yıllarını yaşıyor bense giderek kartlaşıyorum. Yaşıtlarım torun torba sahibi olmuşken ben ne yapıyorum bu veletlerle yahu! Gerçekten çağımın gerisinde kaldım. Yaşıtlarımla anlaşamaz oldum. Onlar amca teyze gibi geliyorlar artık bana. Bazen insanların bana "eşşek kadar adam oldun hala çocuklarla lunaparklarda geziyosun" der gibi baktığını düşünüyorum. Bizim kuşak ne...
Tarihe Yön Verenler: scarecrow
Posted 09-02-2007 at 15:04 by scarecrow
Asıl adı Gökmen Akça olan scarecrow 11 nisan 1978'de dünyaya geldi. Muhtemelen yağmurlu bir günde doğmuştu. O günden sonra da içinde hep yağmur sesi duydu. İçine kapanarak büyüdü. İlkokul birinci sınıfı yarıda bıraktı. Ertesi sene ikinci sınıftan bugüne kadar sürecek olan öğrenim hayatına başladı. Hala da bir şey öğrenmiş değil ama aramaktan hiç vazgeçmedi. Neyi mi, tabii ki içindeki yağmur sesini. Aslına bakılırsa henüz tarihe de yön vermiş sayılmaz. Ama Allah'tan ümit kesilmez.
Neden Karga Boku?
Posted 09-02-2007 at 14:04 by scarecrow
Benim beyaz güvercinlere inancım kalmadı artık. Aptallık samimiyetin gölgesi bile değildir çünkü. Bize gölgelerin aslı gerek. İşte bu yüzden karga soyu benim gözümde dünya barışının bir numaralı simgesidir. Siz hiç Kafka'nın Poe'nun güvercinden bahsettiğini duydunuz mu? Azıcık edebiyata saygısı olan akla karayı birbirinden ayırabilir.
Yaşasın karga soyu! Yaşasın karga boku!

