<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Depkac - Blogs</title>
		<link>http://depkac.com/blogs/</link>
		<description>Muzik , Edebiyat , Felsefe , Sinema ve anime uzerine tartisma forumu</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Fri, 03 Sep 2010 13:23:08 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://depkac.com/images/altfrm/misc/rss.jpg</url>
			<title>Depkac - Blogs</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/</link>
		</image>
		<item>
			<title>it!</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/alpermete/it-2281/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 18:22:30 GMT</pubDate>
			<description>varsayın ki sadece köpekler bilirler sokakların dilini… 
 
peki her sokak başında farklı bir...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><i>varsayın ki sadece köpekler bilirler sokakların dilini…<br />
<br />
peki her sokak başında farklı bir rüzgarı yemenin acizliğini kim atabilir üzerinden…<br />
<br />
gitmenin esrikliği kalmanın özgürlüğüne mi yalan söyler öyleyse…<br />
<br />
her haykırışında kaybettiğin solukların mı kurar engizisyonunu yaşantının…<br />
<br />
varsayalım köpekler de unutursa sokakların dilini…<br />
<br />
kimler konuşur sokaklarla,<br />
<br />
kimler köpekleşir kaldırım taşlarına yaranabilmek için?…</i></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>alpermete</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/alpermete/it-2281/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>sen.iz</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/alpermete/seniz-2280/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 18:21:05 GMT</pubDate>
			<description>Image: http://media.tumblr.com/tumblr_l1j220U2oT1qbskos.jpg  
 
sen doğduğun 
günkü kadarsın… ...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://media.tumblr.com/tumblr_l1j220U2oT1qbskos.jpg" border="0" alt="" class="resizeimage" onload="resize_image(this, 'http://media.tumblr.com/tumblr_l1j220U2oT1qbskos.jpg', 539);" /><br />
<br />
<i>sen doğduğun<br />
günkü kadarsın… <br />
bense bir <br />
ölüm <br />
sonrası <br />
güzelliğinde…<br />
yeniden geçeceğiz<br />
basarak,<br />
daha sevdalı <br />
ve yenikken<br />
bıraktığımız<br />
ayak izlerine…</i><br />
<br />
         Aralık, 2002</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>alpermete</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/alpermete/seniz-2280/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Geometri</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/ansaneri/geometri-2279/</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 22:17:15 GMT</pubDate>
			<description>Bir karenin köşegenlerinde bir yerlerde 
Kaldım. 
Babamın bana hiç bahsetmediği bir Turgut 
Uyar...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bir karenin köşegenlerinde bir yerlerde<br />
Kaldım.<br />
Babamın bana hiç bahsetmediği bir Turgut<br />
Uyar buldum.<br />
Annemin doğurmadığı bir çocuk gibi<br />
Sevdim, okşadım.<br />
Sabahlara kadar yosunlara sürtündüm<br />
Nefesimi tutmadım<br />
Hiç.<br />
Tutmak için çeşitli nasihatler aldım <br />
Hitler&#8217;den.<br />
İşte..<br />
Bedelsiz bir örgütlenme yosunlardan arta kalan.<br />
Huzursuz bir seyir yapraklar arasından.<br />
Varlığından emin olduğum tanrılar kadar eminim<br />
Aşkından.<br />
Sadece nerede olduğunu bilmiyorum.<br />
Bul beni.<br />
<br />
( Farkında mısınız?<br />
Gittikçe daha uzaklardan geliyor müziklerin sesi<br />
Denizlerin altından mesela<br />
Yosunların altından<br />
Taşların üzerinden, koyu yeşil bir evrenden<br />
Boklukların arasından<br />
Bollukların )<br />
<br />
Kusursuz bir yenilenme hali son vesikalıklarımda<br />
Tuvallerimde.<br />
Eski bir dosyayı açma niyetindeyim bu aralar<br />
Sayfaları eski, sahipleri ölü<br />
Bir kısmı sağ<br />
Unutulmuş, hatırlanmış<br />
Ama yol parası gibi, sürekli cepte<br />
Kaybolmuş.<br />
<br />
( Prizmalardan geçebildiyse zafer marşları<br />
Söylenmelidir ancak<br />
Yoksa susmalı..<br />
Sus )<br />
<br />
Ağustos güneşinden lekelenmelidir sular<br />
Bir uzun gazel gibi akabilmeli bağırsaklara<br />
Böbreklere, karaciğere <br />
Dağlara, Ah! o dağlara kadar..<br />
Öfkesinden bir boşalmış kadehin<br />
Sürgün edilmeli mesela<br />
Turnaların gidip de haber etmediği yerde<br />
Biliniz ki ölüm var.<br />
<br />
( Pembesinde işte o dairenin, her teninde<br />
İninde, tininde artık<br />
Bir akciğere ulaşamadı<br />
Ölmeden önce ) <br />
<br />
Koordinat bir düzlemde, şiir yazabiliyorsan mesela<br />
Ayı da çizebilirsin, hem de gülen bir ayı<br />
Başka taraflara bakan, gözlerindeki ışık <br />
Henüz yanan. <br />
Şarkıların sonunu (dinlememeyi) öğreneceğim <br />
-Ki babamdan öğrenemediklerim arasında olacak-<br />
Öldürmek.<br />
Bir karasineğin huzursuzluğunu üretmek<br />
Mühimdir. Yinelemek gerekir. Büyük harfler bitti.<br />
Tersaneden gelen seslere verilen kulak küçüktür<br />
Arada pek çok pencere var<br />
<br />
Bir balyoz bir balyoz bir balyoz<br />
Bir çekiç bir çekiç bir balyoz<br />
Bir balyoz bir çekiç bir insan<br />
Bir insan bir insan bir insan<br />
<br />
Sesleri. (Çokgen)</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>ansaneri</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/ansaneri/geometri-2279/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>sen, ben ve orada olmayan adam</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/tafi/sen-ben-ve-orada-olmayan-adam-2278/</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 21:30:13 GMT</pubDate>
			<description>Sen, ben ve orada olmayan adam ile ilgili bir kısa film senaryosu yazmayı düşünüyordum. Şöyle...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Sen, ben ve orada olmayan adam ile ilgili bir kısa film senaryosu yazmayı düşünüyordum. Şöyle kompozisyonu güzel&#8230; Filmin girişinde ağır ağır sigur ros çalacak bitimine yakın ise bol davullu melankolik akustik şarkılı bir kısa film. Ama orada olmayan adam filmden önce dolaylı yoldan karşıma çıkıp şefkimi aldı. Başrol olmayı kaldıramayacağını anladı heralde&#8230; (Fikret kuşkan özentisi olur kendisi) Winampta ona uygun dss üç&#8217;ten &#8216;&#8217;hep böylemi olur&#8217;&#8217; çalıyordu o esnada. &#8216;&#8217;bak işte değiştin seni de kandırdılarrrr&#8217;&#8217; diye bağırdı murat çelik sonrasında. Bende bu durumu anlatan bir yazı yazmaya karar verdim. Oysa yitirdiklerimiz belki de görmeyi bilemediğimiz ve belki bulduklarımız zaten unutmaya çalıştığımız değilmiydi? <br />
<br />
Orada olmayan adamı unuttum şimdi. Sadece sen ve ben varız. Hadi konuşalım? Her unuttum demek bazen hatırlamaktır dedin sen ve aldın aramıza orada olmayan adamı yine. Yalnız kalmak istemiyorsun belli. Korkularına sebep olan şeyleri sorsam sana? Cevap vermedin sen başını öne eydin yavaşca&#8230; Aramıza orada olmayan adamı getirecek kadar daha korkunç bir şey olmazken merak ettim bu tepkini, sessizce parmaklarımla burnunu yukarıya çekerek gözgöze bakıştık seninle. İşte istediğim an buydu, birazdan kahverengi gözlerinden ateş çıkartırcasına haykırmalıydın benden nefret ettiğini. Orada olmayan adam yanımızdaydı. Oda sabırsızlıkla ne fışkıracak gözlerinden izlenimindeydi. Ben biliyordum ama o bilmiyordu. Nefret, kin ve küfür dolu bakışlarınla baş başa kalınca oda anladı ve bir adım geri çekildi. Neden idi orada olmayan adamı bile korkutacak bu bakışlar? Buna sebep olacak ne yapmıştım ben? Sorularını gözlerimden fışkırtırcasına masumca baktım bende sana. Durumun kötüye gideceğini düşünen orada olmayan adam olayı radiohead komiserin karma polislerine anlattı, This is what you get demiş onlarda. Bence de haklılardı&#8230; <br />
<br />
İki kere mesajına cevap vermemek çok günah bir durumdu senin için. Yapılması vacip değildi. Akşam yemeğine çıkıp affettirmeliydim kendimi. Teklifimi sevinerek kabul ettin sen. Tabi işin ucunda lahmacun vardı. Hemen bizim mahalledeki kızılkaya restoranı arayıp üç kişilik rezervasyon yaptırdım. Orada olmayan adam yancımız olacaktı. Akşam yemeğine otobüsle iki kişi binip ve üç öğrenci ödeyip arkayı dörtledik. Otobüste sessizce sana sordum, mutlu musun? Evet dedin. Orada olmayan adam &#8216;&#8217;bende&#8217;&#8217; dedi, belli ki sofraya oturmadan yancılığı benimsemişti. Mutluluğumuza bile ortak yapıyordu kendisini. Onu duymazdan gelip ne kadar mutlusun diye sordum sana. Lahmacun kadar dedin. Orada olmayan adam kıskıs gülmeye başladı cam kenarında. Bu cevap restorana oturduktan sonra çok sayıda lahmacun sipariş etmemin sebebi olmuştu. Mutlu olmanı istediğimi anlayasın diye. Ama ikimizin midesi küçük olduğundan en çok orada olmayan adama yaramıştı bu davranışım. Bir yandan sevinmiştim ama çünkü restorandan iki kişi çıkmıştık bu sayede. Orada olmayan adam çok lahmacun yemekten bayılmış durumdaydı restoranda. Kalkamadı yerinden ve o sırada bilinmeyen radyoda Agalloch&#8217;tan ...And the great cold death of the earth çalıyordu&#8230; <br />
<br />
Dışarı çıktık. Sana gözlerimle nereye gidelim? Der gibi baktım. Sende gözlerinle fark etmez der gibi cevap verdin. Sonra gözlerimle Ne yapalım? Der gibi baktım. Ona da fark etmez der gibi cevap verdin. Orada olmayan adam artık yoktu yanımızda. Özel olan her şeyi rahatça paylaşabilirdim seninle. Birlikte nerede ve ne yapacağımızın önemi yokken. Aklıma seni eve götürmekten başka bir şey gelmiyordu. Bunu aklımdan geçirirken beni anlar gözlerle bakışın önce bar&#8217;a gidip içelim der gibiydi. Her zamanki gibi zom bar&#8217;da almıştık soluğu. Senin bira bardağı gibi soğuk ellerini tutarken gözlerine bakıp &#8216;&#8217;seni orada olmayan adamdan bile kıskanıyorum&#8217;&#8217; deyişim ortamı iyice romantizme boğmuştu. Artık sabırsızlanan bakışlar Marketa ve Glen ikilisi gibi &#8216;&#8217;if you want me&#8217;&#8217; şarkısını söylüyordu&#8230; <br />
<br />
Zil, zurna ve halaylarla eve geldik. Akşamdan başlayıp gecenin o vaktine kadar konuşan gözler &#8216;&#8217;iyi geceler&#8217;&#8217; demeden kıvrılacak yer arıyordu. Bu durumu vücut dilimiz söylüyordu birbirimize. Çok geçmeden farklı kenarlarda içi geçen bedenlerimiz rüyalarda buluşma umuduyla veda ediyordu yazıya ve okuyanlara&#8230; evden çıkarken açık bıraktığım winampta &#8216;&#8217;sweet dreams&#8217;&#8217; çalıyordu ''marilyn manson'' söylüyordu&#8230;</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>tafi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/tafi/sen-ben-ve-orada-olmayan-adam-2278/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>yalnızlık</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/tafi/yalnizlik-2277/</link>
			<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 23:32:51 GMT</pubDate>
			<description>Yalnız kalmak güzeldir ve kendi ile konuşabiliyorsa insan zaman su gibi akıp gider ne aranır  sıcak...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Yalnız kalmak güzeldir ve kendi ile konuşabiliyorsa insan zaman su gibi akıp gider ne aranır  sıcak sohbeti dostların ne de aranır sıcak bir çay içmek sevgili ile ama yinede takılır gözler bazen demir kapıya ya da  balkonda sokaktan geçenlere bakarken, kimseye el sallamadan evine girdiğinde  boş duvarlara bakıp mutlu olursun yalnız olduğun için. Kandırırsın kendini &#8216;&#8217;ben böyle daha mutluyum&#8217;&#8217; dersin. Oysa istediğin; dilenci bile olsa bir kapı zili duymak ya da bir benzetmede olsa yoldan geçen insanın sana el sallaması. Gülersin haline ama mutlu olursun, yaşadıkların sana üzücü gelmez çünkü senin değerini bilmeyen insanların olması senin değersiz olduğun anlamına gelmez. Umursamazsın hayatı konuşursun yine kendinle&#8230;<br />
<br />
Kalabalıkların arasına girersin sessizce ve en çok sevdiğin oyunu oynarsın. İnsanları izlemek. Şehir orospuları en çok güldürür beni ki onlar uzun topuklu ayakkabıları ile kaldırımda yürürken ona bakan diğer bayanları izlemek en güzelidir benim için ve birde lüks bir kafede oturup üstündeki gömleği, cebindeki telefonu ve cafenin önündeki arabasını göstermek için durmadan kibrit çakmak almaya giden insanlar vardır. Çok gülerim ben onlara ama şehir orospularını almak içinde iyi bir yöntem olduğunu bilirim. Değişmiş insanlar önceden kişilik ve karakter prim yaparken ne günlere gelmişiz anlamadan&#8230;<br />
<br />
İnsanlar her yerde aynı. On beş ay askerlik yaptım ben koca bir tümende. Görevim gereği herkesi tanıyan ve tanınan askerdim. Orada da düzen aynıydı. İnsanlar yanına gelirken rütbesini değilde sivildeki işini, parasını ve arabasını konuştururdu her yerde ama göremezlerdi üstündeki kamuflajı? herkeste aynısından olduğunu fark edemezlerdi&#8230; Askerden döndüğümde hayal kırıklığı ve şaşkınlık karşıladı beni. Muhabbet ettiğim her vatani görevini yapmış sivil insan askerliğindeki konumu ve asaletini vurmaya başladı yüzüme. Dedim ya insanlar her yerde aynı&#8230; Yeni bir iş sektörüne girildiğinde de bırakılan sektördeki kariyerini anlatma tribi vardır bide o insanlarda. Aynı türün değişik örnekleri. Seviyorum sizi günümüzün insanları&#8230;<br />
<br />
Dışarıdaki insanlar gibi rol yapmamı istemeyin benden. üvey arkadaş ya da üvey sevgilisi olamam kimsenin.  <br />
<br />
Üvey olmayı sevmedim hiçbir zaman. Kurduğum ilişkileri özümseyerek sindirdim içime. Samimiydim ve başıma neler geleceğini bilmeden güvendim insanlara. Kimisi beni uçuruma götürdü kimisi de avuç dolusu puştluk koydu kalbime. Kırılmadım ama o insanlara aklıma geldikçe de teşekkür ederim ki ince eleyip sık dokumaya başladım sonraki günlerde. Ve  anladım onların da suçu yok hayat puşt olmuş iblisleştirilmiş bir döngüde yaşıyormuşuz meğer. İsraf etmeyecekmişsin zamanı, bir el kurşunda yetebiliyor insanın hayatına. <br />
<br />
Sonbaharın sonunda başlıyormuş kış ve yaz umudunu kaybediyormuş o an&#8230; <br />
<br />
Ulver &#8211; little blue bird ile başlayan yazı Empyrium&#8217;un where at night the wood grov şarkısı ile bitiyordu</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>tafi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/tafi/yalnizlik-2277/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hala Seviyorum ...</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/conax/hala-seviyorum-2276/</link>
			<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 20:28:01 GMT</pubDate>
			<description>1.İnsanları Kéndim Gibi Zannédiyorum HaLa! 
2.İnSanLarı Kéndim Gibi Zénnédip KénDim Gibi...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>1.İnsanları Kéndim Gibi Zannédiyorum HaLa!<br />
2.İnSanLarı Kéndim Gibi Zénnédip KénDim Gibi iLgiLéniyorum HaLa!<br />
3.SévdikLérimi KénDi Yarattıqım YaLanCı Bir Dunyada YaLanCı Bir YéRé Koyuyorum HaLa !<br />
4.SévdikLérim Béni Üzüyor HaLa!<br />
5.Bén UzénLéri Cok Séviyorum HaLa !<br />
6.Béni éN Cok Üzéni Cok ÖzLuyorum HaLa !<br />
7.AptaLim HaLa !<br />
8.KéndimDén MénMunum HaLa !<br />
9.KalLéş Aşkıma GüLümSüyorum HaLa !<br />
10. ArkamDan iŞ CévirénLéré OrTak oLuyorum HaLa !<br />
11. DostLukLar YaLanmıŞ ÖgrénéméDim HaLa !<br />
12.SévDiqimDén Sévdiqim iÇin Kaçiyorum HaLa !<br />
13.Canım CanımDan aLınıyor Bén SésSizcé İzLiyorum HaLa !<br />
14. YaŞam FormLarına Ragmén Vé inaDina İnSanim haLa !<br />
15.Üzgünüm Annécim.Üzgünüm Babacım Hayatı Ögrénémédim HaLa!<br />
<br />
oldugum yerde düsüp her zaman onu düsünüyorum bakın ne kadar acı veriyor bu sozler....</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Conax</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/conax/hala-seviyorum-2276/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ters anlaşılan sözler bir de ters okuyun :)</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/conax/ters-anlasilan-sozler-bir-ters-okuyun-2275/</link>
			<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 20:26:30 GMT</pubDate>
			<description>Erkek: Oh be sonunda. Nezamandır bekliyorum! 
Kız: Gitmemimi istiyorsun? 
Erkek: HAYIR!! Bunuda...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Erkek: Oh be sonunda. Nezamandır bekliyorum!<br />
Kız: Gitmemimi istiyorsun?<br />
Erkek: HAYIR!! Bunuda nerden çıkardın? Hayal etmesi bile korkunç.!<br />
Kız: Beni seviyormusun?<br />
Erkek: Tabiki, hergün ve hergece!<br />
Kız: Beni hiç aldattınmı?<br />
Erkek: Hayır. Asla!! Bunu neden soruyosun?<br />
Kız: Beni öpmek istermisin?<br />
Erkek: Evet, Canım nezaman isterse yaparım.<br />
Kız: Bana hiç vururmusun?<br />
Erkek: Sen aklınımı kaçırdın? Nasıl biri olduğumu biliyosun!<br />
Kız: Sana güvenebilirmiyim?<br />
Erkek: Eveet.<br />
Kız: Aşkıııım&#8230;. <br />
<br />
10 sene sonra ... simdi birde tersde oku bakem :)</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Conax</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/conax/ters-anlasilan-sozler-bir-ters-okuyun-2275/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>bir ömrün çentikli muhasebesi</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/gudem/bir-omrun-centikli-muhasebesi-2274/</link>
			<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 21:09:24 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[bir ömrün hesabını yapmak mümkün müdür? hele ki "keşke" lerle "pişmanlık"larla dolu bir ömürse...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>bir ömrün hesabını yapmak mümkün müdür? hele ki &quot;keşke&quot; lerle &quot;pişmanlık&quot;larla dolu bir ömürse elinizdeki. <br />
<br />
adanmışlıklarınız değersizleşiyor,adandıklarınız haketmiyorsa sizin yüreğinizi, kaç çıkar karınız zararınız? <br />
<br />
bir ömürde kaç kez yıkılıdığınızı hesapladığınızda elinizdeki tablo hep zararsa daha ne kadar direnebilirsiniz? <br />
<br />
tüm hayalleriniz bir avuç toz olup uçup gitmişse siz de bi hain değil misniz kendinize karşı? <br />
<br />
insan ömründe hayallerinden vazgeçtikce yükselir zarar çizelgesi, <br />
<br />
an gelir ne yapsa geçemez kara insan... <br />
<br />
çok geç olmuştur artık..hayat; verdiği şansları cebine koyup uzaklaşmakdadır tendeki candan... <br />
<br />
ten; güneşde solmuş bir tül gibi ince ince kopar yıpranmış yerlerinden. <br />
<br />
çok geç olmuştur artık...hayat; verdiği şansları cebine koyup uzaklaşmakdadır candaki ruhdan... <br />
<br />
ruh;zamansız açmış bir badem çiçeği gibi solar ansızın. <br />
<br />
artık ne doğan güneşin yakan gözleri korkutur parça parça olmuş teni, <br />
<br />
ne her gece parlayan yıldızların uzakdaki sesleri ulaşır candaki ruha. <br />
<br />
akan bir damla tuzlu sudur gözümüzden,yaralı tenden solmuş ruha doğru akan... <br />
<br />
ama ne tene can verir ne de ruha o bir damla su, <br />
<br />
yol bulup kaydığı yara izlerinde yakıcı, acınası bir tad bırakır kaybolup giderken <br />
<br />
bir ömrü sakladığımız boş avuçlarımızda...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>gudem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/gudem/bir-omrun-centikli-muhasebesi-2274/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Izmir Körfezi</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/lizard-king/izmir-korfezi-2273/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 09:19:25 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Bu haftasonu Cem'le beraber bekar bir şekilde Izmir'e kaçtık. Tüm haftasonu yemek almak haricinde...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bu haftasonu Cem'le beraber bekar bir şekilde Izmir'e kaçtık. Tüm haftasonu yemek almak haricinde Deniz'in evden çıkmadan muhabbet ederek geçirdik. Ancak muhteşem olan Deniz'in evindeki Panoramik Izmir Körfezi manzarasıydı. Tek kelimeyle muhteşem ve insanı huzurla dolduran bir manzara. Işin kötü tarafı ise manzarada pek fazla aksiyon olmaması ve uzun süre bakınca sıkıcı etki yaratma olasılığı. Yinede bu güzel manzarayı herkes görebilsin diye Panoramik bir resim hazırladım. Şansımıza hava kabus gibiydi ama olsun<br />
<br />
<img src="http://depkac.com/mert/izmir-korfezi-panoramik.jpg" border="0" alt="" class="resizeimage" onload="resize_image(this, 'http://depkac.com/mert/izmir-korfezi-panoramik.jpg\', 539);" /></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Lizard King</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/lizard-king/izmir-korfezi-2273/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Eluveitie - The Arcane Dominion</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/thunderpeak/eluveitie-the-arcane-dominion-2271/</link>
			<pubDate>Wed, 31 Mar 2010 22:35:28 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Folk Metal'in en güzide örneklerinden, benim fikrim dinlendirici metal oldukları yönünde. 
...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Folk Metal'in en güzide örneklerinden, benim fikrim dinlendirici metal oldukları yönünde.<br />
<br />
<object width="425" height="340" type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.youtube.com/v/n-hkjryDCmg"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/n-hkjryDCmg" /><param name="wmode" value="transparent" /></object></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Thunderpeak</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/thunderpeak/eluveitie-the-arcane-dominion-2271/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Piano Magic Babylon Konseri</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/cey/piano-magic-babylon-konseri-2270/</link>
			<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 19:39:05 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[İstanbul, Babylon'da Piano Magic'i ikinci kez ağarlarken konserde olanlar grubun son albümü...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İstanbul, Babylon'da Piano Magic'i ikinci kez ağarlarken konserde olanlar grubun son albümü Ovations'ı canlı dinlemenin keyfine vardık. <br />
<br />
Geçtiğimiz ay Depkac.com'da piano Magic ile yaptigimiz röportajda Glenn Johnson, şarkı söylemeye başladığı ilk zamanlar sesinden ve şarkı söylemekten ne kadar utandığından bahsetmişti.Sesine pek fazla güveni yokmuş ama yaptığı şarkılara duyduğu güveni tartışmaya gerek yok. Bu yüzden özellikle konser performanslarını merakla bekliyordum ve gördüm ki sahne utangaçlığını hala tam olarak silememiş. Ama bu söylediği şarkılarla yarattığı etkinin önüne geçemiyor. Aksine mütevazi kişiliği ile yaptığı müziğin kapılarını dinleyiciye sonuna kadar açmak gibi büyülü bir etkiye sahip.<br />
<br />
Glenn Johnson'dan bukadar bahsetmişken diğer grup üyeleri Jerome Tcherneyan, Alasdair Steer ve Franck Alba'nın performanslarından bahsetmeden geçemem.Piano Magic gibi stüdyo konusunda inanılmaz profosyonel olan grupların canlı performanslarında hep biraz eksiklik hissedililmesi normaldir çünkü bu gruplar albüm çalışmlarında teknolojinin imkanlarından sonuna kadar yararlanırlar.Fakat konser gecesi çaldıkları müziğin kalitesiyle beni sonuna kadar etkilemeye başardılar. Ellerine sağlık diyorum. <br />
<br />
Konserin en eğlenceli kişisi Klima için apayrı bir paragraf açmayı uygun gördüm. Hiç şarkı söylemese, bütün gece klavyesinin başında tatlı gülüşü ve sevimli kişiliği ile durmuş olsaydı bile hepimiz ona bayılırdık. Ama gecenin sonunda söylediği şarkıyla gördük ki mükemmel bir sesi var.Keşke daha fazla söyleseydi daha fazla bayılsaydık!<br />
<br />
Konser öncesi yaptiğim röportajın torpiliyle Glenn Johnson ve diğer grup üyeleriyle tanışıp sohbet etme şansına sahip oldum.Daha önceden bahsettiğim gibi inanılmaz mütevazi ve sıcak bir insan. Eline sahnede Türkçe olarak söyleceği şeyleri not almış; iyi akşamlar , biz Piano Magiciğiz gibi şeyler. Telafuz konusunda yardım istediler ama kısacık sürede Türkçe öğretmek zor. Yine de sahnede beklendiği gibi çok sıcak bir açılış yaptılar. 'You Never Loved This City'i Dead Can Dance'den Brendan Perry seslendirdiği için o şarkının repertuarlarında olmadığını öğrendiğimde oldukça hayal kırıklığına uğradım ancak daha önce duyulmamış yeni şarkıları 'Milk' ile bunun telafisini sağladılar. Buarada kısa süre sonra tekrar İstanbul'a geleceklerinden bahsettiler..<br />
<br />
Babylon genelde herzaman olduğu gibi tıka basa doluydu. İzleyici iyiydi, Piano Magic iyiydi, Cuma gecesi İstanbul güzeldi!<br />
Bu konser hakkında aklımda kalan tek bir kötü taraf yok.Sayısal olarak not değerlendirmesi yapmaya karşıyım ama puan verecek olsam yüksekten verirdim.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Cey</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/cey/piano-magic-babylon-konseri-2270/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Jehan Barbur</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/mojorisin/jehan-barbur-2269/</link>
			<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 00:31:07 GMT</pubDate>
			<description>seven var mı bilmiyorum ama hatunun sesi beni benden alıyor 
 
ui11DhL-STM</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>seven var mı bilmiyorum ama hatunun sesi beni benden alıyor<br />
<br />
<object width="425" height="340" type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.youtube.com/v/ui11DhL-STM"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ui11DhL-STM" /><param name="wmode" value="transparent" /></object></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>MojoRisin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/mojorisin/jehan-barbur-2269/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>eşk</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/ansaneri/esk-2268/</link>
			<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 21:29:00 GMT</pubDate>
			<description>Ölü  ozanın kardeşinden duydum 
Ne duyduysam 
Anlam,  bir mermi çekirdeği kadardı 
İki harfti topu...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Ölü  ozanın kardeşinden duydum<br />
Ne duyduysam<br />
Anlam,  bir mermi çekirdeği kadardı<br />
İki harfti topu topu<br />
Bir önü vardı bir de arkası <br />
Öpüşmeden ağzımdan çıksa ağlardı, ağlardım<br />
Kudururdum ısıramadağım kelimeleri<br />
İki harfti topu topu	<br />
Üç delikanlı, altı el<br />
Ekmeğin, ekmeklikte olması kadar garip<br />
Bir kadının işeme sesiyle uyanmak kadar naif<br />
Ölü bir ozanın kardeşi kadar sağ<br />
İstemeden de olsa duymadım<br />
Kesik kulaklarım sağır<br />
Bekleyin hey ! kime diyorum<br />
Sizin tarafa geliyorum<br />
Ah o raylar ve kameralar<br />
Biçimsizliğin külliyesinden geçen  trenler<br />
Benden uzaktan ve benden uzağa<br />
Anıları  dizginleyemezmiyiz Levni<br />
Biz..üç delikanlı..erketede <br />
İkiye bir veyahut bire iki<br />
Ağlamak yıkamaktır çığlıkları<br />
Boyun eğmektir<br />
Baş kaldırmaktır<br />
Ne fark eder!<br />
<br />
<br />
Birimiz öldürmüş oğlunu<br />
Birimiz henüz sökememiş türkçeyi<br />
Birimizden geriye bir damla eşk kalmış</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>ansaneri</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/ansaneri/esk-2268/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akıcı olmak üzerine</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/onemanarmy/akici-olmak-uzerine-2267/</link>
			<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 21:59:47 GMT</pubDate>
			<description>Ömrümün geçen her saniyesinin hayal kırıklıklarıyla dolu oluşunu asla anlayamayacaksınız. Nasıl...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Ömrümün geçen her saniyesinin hayal kırıklıklarıyla dolu oluşunu asla anlayamayacaksınız. Nasıl yürüneceğini bildiğim halde sadece emeklemek zorunda kalmayı, okumayı öğrendiğim halde okula birinci sınıftan başlamak zorunda kalmayı...<br />
<br />
Beni yarı yolda bırakan bazen benliğimin kendisi oldu, bazense çevremdeki şartlar. Her hayalkırıklığı değiştirdi beni. Yaşadığım her başarısızlık eski halimden nefret etmeme neden olacak şekilde yonttu. İçinde bulunduğum toplumda başarısız sayılabilecek bir birey olduğumu düşünmüyorum. Aksine beni örnek alan insanlar bile vardır birkaç tane. Örnek alınmayı ben istemedim. Yaptığım iş örnek alınabilecek bir iş değil. Bir elin parmakları kadar hayalperesti peşinden sürükleyen, bir aptal rüyası işte. <br />
<br />
Ben olduğumdan fazlası değilim. Olduğum şeyse pek çok şeyden fazla... Anlamanızı beklemiyorum. Belki de zaten istemiyorum. Kimsenin okuyamayacağı şekilde kriptolanmış bir itirafname yazmanın manasını inanın bende bilmiyorum. Oysa gerçekten bir ihtiyaç söz konusu. Ormana giderken yere ekmek kırıntıları bırakmaktan farklı değil. Bir gün bu yazdıklarımı görmeyi umacağım ama bu asla olmayacak. Ne yaptığının farkında olmayan depkac kullanıcıları izleri yiyip bitirecek. İleride sizden nefret etmeliyim.<br />
<br />
Tanrı herkese bir yetenek verdiğinde sanırım benim için  Türkçe'nin yanında akıcı olarak delice konuşmamı uygun görmüş. Söylediğim sözlerin tamamı belki başka bir zaman diliminde doğru kişinin hayatını değiştirebilirdi. Bu haliyleyse sadece garip duruyorlar. Hayat böyle bir şey olsa gerek.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Onemanarmy</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/onemanarmy/akici-olmak-uzerine-2267/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>love hurts</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/mojorisin/love-hurts-2266/</link>
			<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 00:28:16 GMT</pubDate>
			<description>herşey normal gibiydi, die inandırmıştım kendimi.. sonra kendimi birden yatakta sancılar içinde...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>herşey normal gibiydi, die inandırmıştım kendimi.. sonra kendimi birden yatakta sancılar içinde buldum.. çıktım koridora bir sigara yaktım, hoş bir müzik çalıyodu kulağıma şimdi ne olduğunu tam hatırlamıorum, izmarite bakakalmışken farketmiştim artık O yoktu..<br />
bir anda tüm o dört yıl bitmiş miydi? yok mu olmuştu? <br />
ben niye hala burdaydım? herşey O'na aitti, O'nla ilgili ama ya şimdi? aradaki kilometrelerce yol mu neden olmuştu buna? niye öyle demiştim ki, suçlu ben miydim, hayat mı ? acaba var mıydı haklı olan aramızda? müzik bittiğini pakette kalan son sigaram haber verdi, onu da yakıp iki nefesten sonra ezdim geçtim..<br />
<br />
ama şimdi hatırlıyorum şarkıyı; kamyonlar kavun taşıyordu..</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>MojoRisin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/mojorisin/love-hurts-2266/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Darth Vader Türk müydü?</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/onemanarmy/darth-vader-turk-muydu-2265/</link>
			<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 20:47:25 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Geçtiğimiz yıllarda Elvis Presley'den Sting'e evrenin yarısından çoğunun aslında Türk olduğunu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Geçtiğimiz yıllarda Elvis Presley'den Sting'e evrenin yarısından çoğunun aslında Türk olduğunu keşfetmemizi sağlayan bilim adamları son keşiflerini, yani Darth Vader'ın türk kimliğini doğruladılar.<br />
<br />
Türklerin orta asya'ya yerleşmesinden uzun yıllar önce çok uzak bir galaksiye yaşayan Lord Vader'ın Türk kültürüne ait izler taşıdığı çeşitli örnekelrle belirlendi.<br />
<b><br />
Göçebe hayat:</b> Destroyer gemilerinde yaşayan Vader ve ordusunun bilinçli olarak yerleşik hayattan kaçındığı ve fırsat buldukça çin köylerini yağmaladığı belirlenmiş.<br />
<b>AT-AT = AT:</b> AT AT'lerin Türk kültürünün önemli öğelerinden olan atların atası olduğu ve orta asyaya acil iniş yapan türklerin gördükleri bu hayvanlara kendilerine AT-AT'leri hatırlatması üzerine at ismini verdikleri düşünülüyor.<br />
<b>Death Star= Gök Tengri:</b> Sith'lerin Death Star ismini verdikleri devasa put'un aslında gök tengri olduğu düşünülüyor. Türklerin Gök Tengriyi soyut bir tanrı olarak görmesinin nedeni Death Star'ın Skywalker ( Gökte yürüyen, dolayısıyla gök tengri'nin üzerine basıyor) tarafından yok edilmesi olarak düşünülebilir.<br />
<br />
Bunların yanısıra Darth Vader'ın karısı padme'yi boğarak öldürmesi ve çocuklarının peşine düşmesi ülkemizdeki Töre anlayışının kökenlerinden sayılabilir.<br />
<br />
Tahmin edebileceğiniz üzere force hakkında da çeşitli teoriler var. Force'un temelini oluşturuan midikoliran'ların günümüzde türk anneleri tarafından mikrop olarak algılanmaları yüzünden nesillerinin tükendiği düşünülmektedir. Çeşitli savaşlara ve güçteki bütün değişimlere dayanan midiklorianların temizlik delisi annelerin sıcak su ve sabun saldırısı karşısında nasıl yok olduklarıysa bugün bile gizemini korumaktadır.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Onemanarmy</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/onemanarmy/darth-vader-turk-muydu-2265/</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[01:52 kendime not: öleceksen blues'la öl!!!]]></title>
			<link>http://depkac.com/blogs/dada/01-52-kendime-not-oleceksen-bluesla-2264/</link>
			<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 23:56:16 GMT</pubDate>
			<description>S6zseUcgw1E</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><object width="425" height="340" type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.youtube.com/v/S6zseUcgw1E"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/S6zseUcgw1E" /><param name="wmode" value="transparent" /></object></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>daDa</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/dada/01-52-kendime-not-oleceksen-bluesla-2264/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Qué me pasa doctor?</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/phree/qui-me-pasa-doctor-2263/</link>
			<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 13:27:26 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[yıllar evvel galatasaray'a gelmiş en iyi yabancılardan birini, adrian ilie'yi valencia'ya yolcu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>yıllar evvel galatasaray'a gelmiş en iyi yabancılardan birini, adrian ilie'yi valencia'ya yolcu ediyoruz. kurt menecer becali, sözleşmesine &quot;10 milyon doları getiren alır, gider&quot; maddesini koydurmuş, valencia da bu parayı getirip alıp gitmişti işte. işte o tarihlerde elime aldığım ispanyol spor gazetesi marca'nın sayfalarından birinde görmüştüm bu başlığı: Qué me pasa doctor? (neyim var doktor? : ispanyolca :))<br />
<br />
adrian ilie'nin valencia'da rüzgar gibi geçen ilk sezonundan sonra problemleri baş göstermişti. sonrasında hiv testleri pozitif çıktı ilie'nin, taşıyıcı aids olduğu anlaşıldı. sonrasında o rüzgar gibi geçen futbol hayatı, geri vitese düştü yavaş yavaş. beşiktaşı da ziyaret etti o geri viteslerinden birinde.<br />
<br />
velhasıl taa o tarihlerde dilime takıldı benim bu ki me pasa doktor? sözü. ne güzel, ne ezgili bir soruştu o öyle? hani sevdiğime &quot;ki me pasa doktor?&quot; desem ne kadar sevdiğimi anlar mıydı, yoksa beni banlar mıydı, bilemem. ama benim içimde son derece hoşluk yaratıyordu bu söz: ki me pasa doktor?<br />
<br />
hiç gerçekte kullanacağımı düşünmemiştim bu lafı. ama geçenlerde durduk yere her yanımdan kanamaya başlayınca doktorun yolunu tutup sordum: Qué me pasa doctor? bön bön baktı doktor yüzüme, halbuki bir doktorun daha bilgili olup &quot;neyim var doktor?&quot; sözünü yetmiş iki dilde birden anlamasını bekliyorum. bu beklentimde de haksız sayılmam. düşünsenize, bir anda kapınız çalındı ve karşınızda bir ispanyol. &quot;ki me pasa doktor&quot; diyor tabi ama kime diyor? anlayan var mı, dinleyen var mı? eh bu kafayla bizi avrupa birliği'ne almasalar yeri değil midir?<br />
<br />
neyse, sonuçta ben bu güzelim lafı doktorun tam yüzüne söylemiş bulundum. ki me pasa doktor dedim doktora. içim bi güzel oldu, iyileşe durdum nerdeyse. fakat bu süreçte, dostluğun toplumsal sorumlulukları dediğim ve beni her defasında arkadaştan dosttan soğutan olaylar da başlamış oldu. hani 3 gündür durmadan kanıyorum ya, böle ağzımdan burnumdan kanlar boşanıveriyor ya! hah dedim, 3 haftalık ömrüm kaldı. tabi arayana sorana veyahut sanal ortamda darlayana &quot;3 haftam kalmış&quot; diye giriyorum geyiğe. ama her zaman eğlencenin dibine vurduğumuz kimseler bile ortalığı velveleye verip işin tadını kaçırmadılar mı? kaçırdılar! meğerse insan hastalığında geyik yapamıyormuş, meğerse güzelim dostları arkadaşları azcık neşesi varsa onu da kaçırmak için sözleşirlermiş bu durumda.<br />
<br />
eh, sözleşsinler bakalım, ben doktorun huzuruna çıkıp &quot;Qué me pasa doctor?&quot; dedim mi? dedim! ee yeter de artar bu benim neşeme. zaten hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. zati 3 haftam kalmış şurda :)</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>phree</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/phree/qui-me-pasa-doctor-2263/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>bok</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/mephisto666/bok-2262/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 21:41:13 GMT</pubDate>
			<description>not : sokaktaki adama olmuyor bu ,yada arkadasıma... çok değer verdiğim yaratıklarla olan durum...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>not : sokaktaki adama olmuyor bu ,yada arkadasıma... çok değer verdiğim yaratıklarla olan durum bu..<br />
 <br />
bazen o kadar haklı hissedersin ki kendini sağlam savunmanın  da olduğunu düşünürsün ama sağlam bi savunmam var demenle bile enbaşta haksızsındır ..istediğn kadar kendine güven o düşünce varsa kafanda, kendini savunma durumu, karşı taraf  küçük bir yerden tutup seni mahlup edebilir... ona aslında deli gibi kozlar vermişssindir açıkların vardır  büyük ihtimalle garip bir his bu .bana genelde böle oluyor suçlandığımda yada bi sorun olduğunda savunma fikri kafamdaysa bok gibi bi r ruh haline getirilebiliyorum kendimi..çoğu zamanda savunmam çürütülüyor bunun nedeni savunmamamın kötü oluşundan değil iyi tahlil edemediğim içinde değil kesinlikle hatalı olduğum içinde değil. savunma psikolojisine girdiğim an sanki mutlak hata sahibiyim çogu kapıyı kapattım ama biri sankim açıkmı kaldı düşüncesinde ,kilitlemedimmi ben onu durumu.ağzımın iyi laf yaptıgını düşünsemde bu psikolojiye girmemem lazım...<br />
<br />
not:bok gibin.. sevdiğin yaratıklara kendini savunma fazla...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>mephisto666</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/mephisto666/bok-2262/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bazen konuşmak gerekiyor</title>
			<link>http://depkac.com/blogs/onemanarmy/bazen-konusmak-gerekiyor-2261/</link>
			<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 19:10:13 GMT</pubDate>
			<description>Bize öğretilen ilk kural, bazı şeylerin konuşulmaması gerektiğidir. Karşı komşumuza neden mutsuz...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bize öğretilen ilk kural, bazı şeylerin konuşulmaması gerektiğidir. Karşı komşumuza neden mutsuz gözüktüğü veya bakkal amcanın geçirdiği hastalığın neden olduğunu sormak ayıptır.<br />
<br />
İşte biz böyle bir dünyanın çocuklarıyız. Yeni kültürümüz bu. Hergün görüpte hiç tanımadığımız insanlarla dolu çevremiz. Kendimize ait bir alan yaratıyoruz ve o alanın köleleri oluyoruz. Ben çok mu farklıyım? Hiç değilim. Kendim için oluşturduğum odamda, beni merak eden insanların oluşturduğu mesajların dolup taştığı telefonumla, her gün kavga ettiğim insanlarla dolu oyun konsolumla öylesine bir bireyim ben işte.<br />
<br />
Peki ben bu sayfaya kimsenin okumayacağını bile bile neden yazıyorum? Çünkü kusmak gerekiyor. Çünkü bazı şeyleri alabileceğinizden fazla içinizde tutamazsınız. Bir süre sonra herşey bir çeşit asit misali sizi içinizden eritip gider. Yanlış anlamayın, hepimizin burada oluşunun kötü bir şaka veya basit bir tesadüf olduğunu sanmıyorum. Depkac, ayyaş sitenin adına ne derseniz deyin, bu ve bunun gibi her yer yeterince paylaşamayan insanlarla dolu. Bizi özel yapan tek şey sahip olduğumuz arkadaşlardır. Sizi öven, seven, yeren insanlardan uzaklaştığınız sürece varlığınızın anlamı olmayacak. Bunu er yada geç anlayacaksınız. Ben anladım.<br />
<br />
Bundan sonra bu blog'a yazacağım çünkü ilgi çekmeyi seviyorum. Sesi olmayanlar için bağırmak veya haklı davamı savunma gibi bir derdim olmayacak. Belki biraz araştırırsanız görürsünüz, Depkaç bambaşka bir yerden buralara yazardım ben. Şu anki halim, o zamanın görmemiş çocuğundan o kadar farklı ki. Bundan 3 yıl sonra kendim için neler söyleyebileceğimi gerçekten çok merak ediyorum. Belki de herşeyi bunun için yazıyorumdur.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Onemanarmy</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://depkac.com/blogs/onemanarmy/bazen-konusmak-gerekiyor-2261/</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
