20-04-2009, 11:01
REKLAMÖncelikle başlığı açıklayayım. Anlaşıldığı üzere, süreklilik arz eden köşe yazısı tarzında bir haftalık gündem değerlendirmesi ve yorumlaması yazısı olacaktır. Periyodik olarak yazıyı tekrarlamayı düşünüyorum. Bu yazı ilk yazı olacağından daha geniş bir geçmişi kaplayacak ve haliyle de biraz uzun olacaktır. Evet, başlayabiliriz.
Geçen dönem içerisinde gündemimiz, önceki haftaların da kalıntılarıyla, yine, aslında olağan bir Türkiye gündemiydi. Yani, gayet kalabalıktı.
22 MART 2009 YEREL SEÇİMLERİ
Öncelikle gündemimizde bir seçim vardı. 29 Mart Yerel Yönetim Seçimleri. Çok önemli bir seçimdi esasen bu. Türkiye adeta, 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrasında, yeniden bir genel seçime girmişti. Parti liderleri il il dolaştılar, miting yaptılar, tüm reklam panolarında ağırlık partilerin kendilerinde (markalarında) ve liderlerin yüzlerindeydi. Kimi seçtiğimizi belki de çok göremeden, çok bilemeden partiyi ve lideri seçtik, geldik.
Aslında, 2007 seçimi sonrasında bu seçim,Türkiye için bir dönemeç idi. AKP, 2002 yılında yönetime nasıl bir ortamda geldi hızlıca bir düşünelim. 1999’a döndüğümüzde, Türkiye’nin başına gelmiş en iyi koalisyonu görebiliyoruz. DSP, MHP ve ANAP. Liderlerine baktığımızda ise, Merhum Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz. Üç parti de, Türkiye’nin geçmişinde önemli yeri ve çalışmaları bulunan partiler. Üçü de, Türkiye’deki tüm siyasal görüşlerin birer temsilcisi ve dönem dönem her ne kadar çatışmış olsalar da, iktidar oldukları dönemde “ortak” olmayı bilebilmişlerdir.
Ancak, bu üçlü koalisyonun projelerinin ve politikalarının içeriden ve dışarıdan bazılarınca hazmedilememesi sonucu, (yine) ekonomi dışı bir olay bahane edilerek, Türkiye ekonomik bir gündemin içerisine sokulmuş ve bu gerginliğin üzerine partiler arası gerginlik de eklenince, erken seçim kaçınılmaz olmuştur.
YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR
Böylesin gergin, ekonomik krizin yaşandığı, kutuplaşmanın ve iktidar karşıtlığının doruğa “çıkartıldığı” bir döneme girilirken; temelleri bu seçimlerin çok öncesinde atılmış, özellikle halkın alt gelir düzeyi grubu içerisinde örgütlenmiş, diğer yandan dışarı ile bağlantı kurmuş ve de en önemlisi ise, burjuvazinin çıkarlarını kabul etmiş ve orta kesim (beyaz yakalılar) hariç içeriden ve dışarıdan desteğini almış olan AKP, 2002 seçimlerine girdiğinde hem iktidar partilerini silmiş, hem de tek başına iktidar olmuştur.
İşte böyle bir güç ile, tek başına iktidar olan AKP, bir anda tüm devleti, devlet organlarını ve gücü elinde bulmuş, ardından da geçmişten gelen arzularını uygulamak için fırsatın bu olduğunu görmüştür ve aldığı iç ve dış destek ile de bu ilk döneminde rahatça icraatlarına girişmiştir. 2007 seçimleri yaklaştığında ise, artık AKP’nin rüzgarı dinmişti ve tepkiler artmaya başlamıştır. Hatta AKP’ye ilk zamanlarında yandaş olan burjuvazi bile, yürütülen politikanın çizgisini gördükçe, karşıt duruş sergilemeye başlamışlardı. Ancak, tüm bunlara karşın AKP’de bu rüzgarın bir gün biteceğini bildiğinden, hazırlıklarını yapmış, gerek hazine, gerek parti dışı pek çok para kaynağının da yardımıyla, ülke çapında çok geniş bir örgütlenmeye gitmiştir. Bu örgütlenmenin yanında ise, gerek devletin imkanları, gerekse partinin imkanları, genel politikalar ile bir şekilde fakir düşürülen halkın gözü boyanarak, diğer yandan, istikrar, tek parti,...vb.safsatalarını ve en önemlisi de, yıllardır ABD’de uygulanmakta olan reklam ve propaganda teknikleriyle AKP kendisini olduğundan da büyük göstermiştir. AKP’nin adı, AK parti haline getirildi (temiz, sorunsuz, güvenilir parti bilinçaltını oluşturmak için), Türkiye’nin her tarafına yerleştirilmiş reklam panolarına Tayyip Erdoğan, AKP ve karşılarında büyüyen muhalifleri, CHP karşıtı reklamlar ile donatılmıştır. Kısacası, nereye baksanız AKP’nin görüleceği bir duruma getirilmiştir.
Zaten eğitim ve zenginlik düzeyi düşük olan Türkiye, özellikle Türkiye’nin kırsal kesimi tüm bu yapılanlara olumlu cevap vermiş ve 2002 Genel seçimlerinin galibi yine AKP olmuştur.
AKP İKTİDAR, CHP ve MHP MUHALEFET
Evet, artık Türkiye 3’lü bir siyasetin içerisinde bulunuyordu. İktidarda AKP, muhalefette ise CHP ve MHP. Ancak, AKP’nin sürekli olarak çıkarları için “doğu sorunu”nu yeniden yeniden ortaya sunması, İlk geldiğinde ortaya koyduğu AB reformlarından uzaklaşması, türban konusunun sürekli gündemde olması, ...vb. Derken özellikle doğu sorunu dolayısıyla, Güney ve Doğu Anadolu DTP’nin eline geçti. Hem AKP, hem de diğer partiler, yani aslında Türkiye AKP’nin yüzünden Doğu’yu kaybetti. Diğer yandan, AKP’nin dinci çizgideki çıkışı ülkede (aslında yapmak istedikleri gibi) dini ön plana çıkarttı. Böylece Türkiye, hem etnik, hem dini bölünme ile karşı karşıya gelmiştir.
Bu 3’lü siyasete DTP’nin de katılması süreci, AKP’nin kapatılma davası, Türban, Doğru sorunu, ekonomik kriz, hükümetin bireysel yolsuzlukları (Gemicikler, mısır, yumurta, süt, kefir, ...vb.), dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş özelleştirme hamleleri süreci sonunda 29 Mart Yerel Seçimleri kapıya dayandı. 29 Mart seçimleri, işte tam bu yüzden bir parti seçimine, bir genel seçime dönüştü. AKP’nin bazı şeyleri kaybettiğini, rüzgarın dindiğini, hatta rüzgarın tersine döndüğünü anlamasıyla seçim sürecinde, gerek eski taktikleri, (bkz. Reklam panoları, propagandaları, dağıttıkları yardımlar...vb.) yanında, bir de güncel bir polemik ile oyunu “düşürmeme” yoluna gitti. Bu yol ise, sürekli olarak, CHP, MHP VE DTP ile karşılıklı çatışmaktan geçiyordu. Çünkü elinde hatırı sayılır izleyicisi bulunan televizyon kanalları, yine hatırı sayılır okuyucusu bulunan gazeteler vardı.
AKP 2007’den sonra Türkiye üzerine öyle bir yayıldı ki, artık onun desteğe ihtiyacı kalmamıştı. Ne burjuvaziden, ne STK (Sivil toplum Kuruluşları), ne de halktan... Çünkü, kendi desteğini, kendi çıkar çevresini, kendi oyunu yaratmıştı bu yıllar içerisinde. Tüsiad'a karşı Müsiad ile kendi burjuvazisini, Mazlum-Der gibi pek çok klon STK ile, STK'ları, yine aynı yöntem aracılığıyla da pek çok sendikayı AKP'lileştirmiş, kopyalamışlardır. Halk ekmeğe muhtaç edilmiş, sonrasında ise, kendilerinden artan payın küçük parçalarını aç halka yardım olarak dağıtarak, resmen oylarını satın almışlardır.
AKP, 2009 seçimlerine girerken, rakipsizliğinin, tek parti olmasının, tüm gücü eline almış olmasının verdiği büyüklük güdüsüyle, Recep Tayyip Erdoğan ve kurmayları, Diyarbakır için, “ceketimizi koysak alırız”, İzmir için “İstiyorum!” gibi ifadeleri kullanmış ve seçimde de bu davranışlarının sonuçlarını görmüşlerdir. Evet, AKP yine seçimden üstün çıkmıştır, genel bir seçim olsa tek parti olma şansını devam ettirmektedir. Ancak, sayısal veriler yanıltmamalıdır ki, bu yerel seçim değil de genel seçim olsaydı, AKP’nin tek parti çıkamayacağı aşikârdı. Çünkü, yerel seçim olmasından dolayı, yalnızca partiye, lidere değil, belediye başkanına da oy çıkmıştır.
SEÇİM REZİLLİKLERİ
Ankara, İstanbul, Adana, Diyarbakır, İzmir gibi illerde seçim çok geç sonuçlanabildi. Ankara’da, ne hikmetse, hiç kesilmeyen elektrik (hem de oylar sayılırken) kesilmiş, yollarda oy pusulaları, arabalarda oy sandıkları ele geçmiştir. Hatta, pek çok sandık görevlisi elektriğin kesildiği zamanlarda oylarda ve kayıtlarda oynama yapıldığı ifade edilmiş, polis zabıtlarıyla elektriğin olağan bir arıza ile değil, sabotaj sonucu kesildiği polis tarafından kayıt altına alınmış, gazetelerde yayınlanmışken, İ. Melih Gökçek, yine Ankara’da seçilmiş, İstanbul’da bir Kemal Kılıçdaroğlu önde giderken nedense orada da elektrikler kesilmiş, seçim bilgisayar sistemi bozulmuş, oylar, sandıklar bulunmuş, okullarda yanmış oylar bulunmuş ve yine AKP adayı Kadir Topbaş seçilmiştir. Diğer yandan, Adana’da AKP’den MHP’ye geçen Aytaç Durak ile AKP adayı arasında az bir oy fark olduğundan büyük sorunlar yaşandı, AKP her yerde olduğu gibi orada da seçimlere itiraz etti. Diyarbakır ve İzmir ise seçmen, Türkiye’ye örnek olacak şekilde, Diyarbakır’da bağımsız aday Ahmet Eşref Fakıbaba, İzmir’de ise, CHP adayı Aziz Kocaoğlu ile adeta AKP’yi silerek kendileri hakkında söylenmiş laflara cevaplarını vermişlerdir.
AKP’nin seçim öncesinde, sırasında ve sonrasında onca iş çevirmesine, dahası bunların aleni bir şekilde ortalığa serilmesine rağmen, ne YSK’nın, ne de yargının (seçimin üzerinden neredeyse 1 ay geçmiş olmasına rağmen) hiçbir şey yapmamış olmaları, belki de AKP’nin Türkiye Devletine ne ölçüde yayıldığını ve bir hükümetin ötesinde, sahipçesine yönlendirdiğini görebiliriz.
Bu yönlendirme, asla sahiplik kelimesinden dolayı iyi anlaşılmamalı. Çünkü, AKP Türkiye’yi, ne ülke çıkarlarının, ne de halkın, ne de çoğu seçmeninin isteği doğrultusunda yönlendirmiyor. İktidarını sürdürebilmek için başvurdukları, yalan, iftira, propaganda ve hatta aba altından sopa göstererek yaptıkları tehditler (Bkz. Yerel seçimler öncesinde söyledikleri, “bizi seçmezseniz, hizmet alamazsınız” benzeri cümleleri) ile kendi amaçları doğrultusunda, amaçları için iktidarda kalarak işlerini yürütüyorlar. Ancak, seçim sonuçları göstermiştir ki, Türkiye -geç de olsa- AKP’nin oyunlarının farkına varmıştır ve büyük oranda tepkiler ortaya çıkmaya başlamıştır.
ERGENEKON OPERASYONU
Bu noktada Ergenekon operasyonlarına da değinmemiz gerekiyor sanırım. Ancak konu hakkında detaylı bir yazı yazacağımdan, şimdilik kısaca değinmek istiyorum konu ile alakası kadar.
AKP, operasyon başladığından beri, her gündemi değiştirmek istediğinde bu operasyonu kullandı. Baktığımızda, her “dalga” öncesinde, sırasında ve/veya sonrasında mutlaka Türkiye Cumhuriyeti’ni, halkını etkileyecek önemli bir gelişme olmaktadır.
Örneğin, son gözaltına alınmaları ele aldığımızda, 22 Mart’ta seçim yapıldı, ardından da büyük bir gürültü koptu ve seçim hakkında usulsüzlükler, sabotajlar, oy yakılmaları..vb. Pek çok önemli olay ortaya çıktı. Ancak, bir anda Obama Türkiye’ye geldi ve “TBMM kürsüsünde” konuşma bile yaptı, hemen ardından ise, Ergenekon ile ilgili olarak “yine” pek çok önemli isim göz altına alındı ve gündem alelacele seçimden uzaklaştırıldı...
İşte... AKP bunu hep yapıyor. Yalnızca biraz hafızamızı dinç tutmalı, biraz da gündemi doğru okumalıyız.Esen rüzgara arkamızı dönmek yerine, rüzgar estiği yöne bakıp rüzgarın ardını görebilmemiz lazım, ki gelecek fırtınalarda kaybolmayalım...
Kaynak
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
The piano keys are black and white,
But they sound like a million colours in your mind.
(Katie Melua - Spider's Web)
20-04-2009, 11:03
Unutulmuş Trackback![]()
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
The piano keys are black and white,
But they sound like a million colours in your mind.
(Katie Melua - Spider's Web)
22-04-2009, 20:51
sen hangi partilisin kontrast
22-04-2009, 22:13
EFESS »Çok mu önemli?sen hangi partilisin kontrast
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
The piano keys are black and white,
But they sound like a million colours in your mind.
(Katie Melua - Spider's Web)
22-04-2009, 23:18
önemi yoksa ne ilgiliniyoruz dimi siyasetle falan
23-04-2009, 00:00
"rüzgara arkamızı dönmek yerine, rüzgar estiği yöne bakıp rüzgarın ardını görebilmemiz lazım, ki gelecek fırtınalarda kaybolmayalım..."
Bizim insanımız genelde rüzgara karşı işer..Görürler,duyarlar,bilirler ama işerken o rüzgarın onları ıslatıcağı hiç aklına gelmez akıllarınınn ucundan bile geçmez..
İşte akp ye oy veren yurdum insanı da bunu tahmin edemedi..yine sıkışmıştı,yine sadece tek derdi ihtiyacını gidermekti hiç aklına gelmedi o işediği yerdeki rüzgarın yönünü.Umarım yavaş yavaş anlarlar kendi sidiklerinde boğulmadan..
God Is An Astronaut..
23-04-2009, 00:09
EFESS »Benim parti seçimim ile siyaset konuşmak arasında bir bağ olduğunu zannetmiyorum ben.önemi yoksa ne ilgiliniyoruz dimi siyasetle falan
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
The piano keys are black and white,
But they sound like a million colours in your mind.
(Katie Melua - Spider's Web)
23-04-2009, 00:53
EFESS »Siyasetle ilgilenmek için mutlaka bir partili mi olmak gerek! Ayrıca birine sen hangi partilisin veya sen hangi dine mensup gibi sorular sormak çok yanlış bence.Kişileri seçtikleri partlerine göre mi değerlendiyorsun veya ona göremi açıklama yapmaya değer buluryorsun?Gerçi açıklama yapıp yapmaman pek önemli değilde.önemi yoksa ne ilgiliniyoruz dimi siyasetle falan
Katranı kaynatırsan olur mu şeker, cinsine yandığım cinsine çeker
23-04-2009, 01:00
frisson »Doğru söylüyorsun. Tek temennim seninle aynı, boğulmadan farkına varılabilmesi..."rüzgara arkamızı dönmek yerine, rüzgar estiği yöne bakıp rüzgarın ardını görebilmemiz lazım, ki gelecek fırtınalarda kaybolmayalım..."
Bizim insanımız genelde rüzgara karşı işer..Görürler,duyarlar,bilirler ama işerken o rüzgarın onları ıslatıcağı hiç aklına gelmez akıllarınınn ucundan bile geçmez..
İşte akp ye oy veren yurdum insanı da bunu tahmin edemedi..yine sıkışmıştı,yine sadece tek derdi ihtiyacını gidermekti hiç aklına gelmedi o işediği yerdeki rüzgarın yönünü.Umarım yavaş yavaş anlarlar kendi sidiklerinde boğulmadan..
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
The piano keys are black and white,
But they sound like a million colours in your mind.
(Katie Melua - Spider's Web)
23-04-2009, 13:30
EFESS »Sanıyorum siz insanların bir taraf tutmada herhangi bir olgu konuşamayacağını düşünüyorsunuz ki böyle bir soru sordunuz. Ancak unutulmamalıdır ki insanı hayvandan ayırabilen özelliklik düşünebilmesi , mantık yürütebilmesi ve bunlar çerçevesinde iletişime geçebilmesidir. Hal böyle iken ülke gündemini oluşturan önemli noktalarda fikir belirtmek herkesin en doğal hakkıdır.önemi yoksa ne ilgiliniyoruz dimi siyasetle falan
Yazıya gelirsek malesef yazıda katılmadığım birçok nokta bulunuyor. Bunların en önemlisi AKP'nin ülke çapındaki organizasyonudur. Burası bence çok yanlış algılanıyor çünkü AKP şu anda Gülen cemaati tarafından yönetilen ve Gülen cemaatinin altyapısını kullanan bir parti konumundadır. Dikkatle incelenmesi gereken olgu Gülen cemaati ve bu cemaatin ülke içerisindeki organizasyonudur. Bunlar Fethullah Gülen'in yaptığı açıklamalardan gayet açık ve net anlaşılmaktadır ki bunun sayesinde zaten Melih Gökçek AKP tarafından istenmemesine rağmen tekrar Ankara belediye başkanı olmuştur.
Seçimlerin ortaya koyduğu en önemli gerçek bana göre şudur :
Türkiye'de hiçbir şekilde bir sol parti tek başına lider olamaz. Türkiye malesef 75% sağ görüşlü kişilerin oluşturduğu bir ülkedir. AKP şu aşamada alternatifsiz bir partidir. MHP ve CHP malesef AKP'nin alternatifi olamazlar çünkü her iki partiyede yapışmış yaftalar bulunmaktadır. AKP'nin bir sonraki seçimde tekrar açık ara önde çıkmaması için gereken yeni ve genç nesilin oluşturacağı bir Merkez Sağ partidir.
People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.
23-04-2009, 14:03
Lizard King »O zaman şöyle bir iki olay anlatayım... İlki, AKP kadın kolları mükemmel çalışıyor. Çok hırslılar, paraları da var ve bu yüzden "herşeyi" yapıyorlar. Haliyle bu insanlara çekici geliyor. Geçenlerde hızlı tren ile Eskişehir'e gidip gelmiştim, şu 5 tl olduğu zamanlarda. trenin hepsi AKP'li, hepsi gezmeye gitmiş ve herkes ilginç bir şekilde birbiri ile iletişim içerisindeydi. Resmen ajan gibi çalışıyor parti elemanları, saadet zincirine eleman katmaya çalışan insanlar gibi...Yazıya gelirsek malesef yazıda katılmadığım birçok nokta bulunuyor. Bunların en önemlisi AKP'nin ülke çapındaki organizasyonudur. Burası bence çok yanlış algılanıyor çünkü AKP şu anda Gülen cemaati tarafından yönetilen ve Gülen cemaatinin altyapısını kullanan bir parti konumundadır. Dikkatle incelenmesi gereken olgu Gülen cemaati ve bu cemaatin ülke içerisindeki organizasyonudur. Bunlar Fethullah Gülen'in yaptığı açıklamalardan gayet açık ve net anlaşılmaktadır ki bunun sayesinde zaten Melih Gökçek AKP tarafından istenmemesine rağmen tekrar Ankara belediye başkanı olmuştur.
Bir diğeri ise, henüz AKP'nin adı ortada yokken, doğuda yapılan anketlerde, (henüz Tayyip Erdoğan İstanbul belediye bakanıyken) Tayyip Erdoğan başbakan adayı görülüyordu. Sonrasında da zaten olanları gördük... Ki hala AKP teşkilat olarak çok iyi çalışıyor. Neredeyse hiç fire vermeden ortak bir hedefe ilerliyorlar. Bundan bahsetmiştim...
Diğer yandan Fethullah Gülen, dolayısıyla da ABD'nin, AKP'nin arkasında olması zaten aleni bir gerçek. Zira bkz. (Pelosi: Ermeni iddialarını tanıma zamanı geldi) gibi haberler...
Lizard King »Buna katılmıyorum. Türkiye halkı üzerinde yılardır bilinçsizleştirme politikaları güdülüyor. Tıpkı , ABD halkı gibi bir halk yaratılıyor. Sahte demokrasi, özgürlük ve milliyetçilik kavramları üzerine kurulu bir düzen oluşturulmaya çalışılıyor... Halk düzeni böyle görürken, arka taraftakiler işlerini görüyorlar bir şekilde, halkın tek derdi ise, geçim oluyor. Yani, ortak bir hedef. AKP'nin istediği, ABD'nin küreselleştirmeye çalıştığı bir sistem... Böylece, bir grup, (aristokrasi ve burjuvazi) kendilerini daimi ve sürekli hale getirirken, proleter halkın fakirliği ise bâki kalıyor...Seçimlerin ortaya koyduğu en önemli gerçek bana göre şudur :
Türkiye'de hiçbir şekilde bir sol parti tek başına lider olamaz. Türkiye malesef 75% sağ görüşlü kişilerin oluşturduğu bir ülkedir. AKP şu aşamada alternatifsiz bir partidir. MHP ve CHP malesef AKP'nin alternatifi olamazlar çünkü her iki partiyede yapışmış yaftalar bulunmaktadır. AKP'nin bir sonraki seçimde tekrar açık ara önde çıkmaması için gereken yeni ve genç nesilin oluşturacağı bir Merkez Sağ partidir.
Diğer yandan Türkiye halkı, geçmişinden dolayı, her ne kadar günden güne erise de, biraz daha bilinçli ve "çıkarı" nereye uygunsa oraya yöneliyor, gösterilen yere yönelmek yerine. Ancak, basındaki manipülasyonlar, ekonomik göstergelerin kötülüğü...vb. sonucunda gösterilen yer ile çıkarlarının örtüştüğü düşüncesi sonucunda bir şekilde sağ ön planda oluyor. Çünkü, sol, güç odaklarının "göstereceği" bir yol olmaktan çok uzak bu günlerde. Sol'un öne çıkabilmesi için gerçekten öncelikle "siyaset" yapmayı bilmesi gerekiyor. İçtenliği ve samimiyeti konusunda çok fikrim olmasa da, içerisindekilere ve politika öngörülerine bakarak bunu en iyi yapanın CHP olduğunu söyleyebilirim. Biraz sağdan, biraz soldan... Bunu iktidara gelebilmek için kullanmak gerekiyor. Zira, sol düşünceli bir kişi zaten AKP'ye oy vermez, önemli olan karşı taraftan taraftar toplayıp, onun da çıkarını koruyarak, koruyabilerek, isteklerini gerçekleştirerek bir noktaya, iktidara gelinebilir.
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
The piano keys are black and white,
But they sound like a million colours in your mind.
(Katie Melua - Spider's Web)
23-04-2009, 16:17
insan dine karşı olunca böle konuşmalar anlayışla karşılıyorum ama allahtan demokrasi var yoksa kafatası milliyetçiliği yaparlardı bu ülkede mazallah atatürk çü müsün dincimi falan filan ne olursan ol ama saygılı ol hakaret etmek hiç bişeyi çözmez
23-04-2009, 16:18
Din karşıtlığı nereden çıktı şimdi?
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
The piano keys are black and white,
But they sound like a million colours in your mind.
(Katie Melua - Spider's Web)
23-04-2009, 16:25
cemaat yada dernek eğer insanları oncu buncu diye şuçlamak hiç hoş deil yada şuçlayalım hiç farketmezz yani dinci olsa nolur yada kemalist yada falan filan ne yani ona karşı el altından bişeler yapmaya gerrek yok şeçim denen bişe varr oda var tabi halkı cahil zannettikleri için ona da güvenmiyolarr
23-04-2009, 16:28
EFESS »Suçlamak neden hoş değil, ortada gerçekler dururken?cemaat yada dernek eğer insanları oncu buncu diye şuçlamak hiç hoş deil yada şuçlayalım hiç farketmezz yani dinci olsa nolur yada kemalist yada falan filan ne yani ona karşı el altından bişeler yapmaya gerrek yok şeçim denen bişe varr oda var tabi halkı cahil zannettikleri için ona da güvenmiyolarr
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
The piano keys are black and white,
But they sound like a million colours in your mind.
(Katie Melua - Spider's Web)
23-04-2009, 16:31
dine karşı olmak mı? sen kendi bilinç altında akp=din diye birleştirmissin.Halkın cahilliği hangi partiye oy attığından gelmiyor ,attığı partinin ne olduğunu bilmemezliğinden geliyor.Ayrıca dinci olsa ne olur diye soruyosan ki niye sorduğunu bile anlamadım.Bunu anlamak için sanırım biraz sağına, soluna, önüne, arkana bakman gerekicek ki hali hazirda bu sorunun cevaplarının eserlerini görebilirsin.
God Is An Astronaut..
23-04-2009, 16:34
EFESS »Maden fark etmiyor ne diye sen hangi partiyi tutuyorsun diye soruyorsun adama?Hem ayırım yapmamalı hoş değil diyorsun ama lafa kalkıp hangi partidensin bilader diye giriyorsun..Lahana turşusuna çevirdin muhabbeti.cemaat yada dernek eğer insanları oncu buncu diye şuçlamak hiç hoş deil yada şuçlayalım hiç farketmezz yani dinci olsa nolur yada kemalist yada falan filan ne yani ona karşı el altından bişeler yapmaya gerrek yok şeçim denen bişe varr oda var tabi halkı cahil zannettikleri için ona da güvenmiyolarr
Katranı kaynatırsan olur mu şeker, cinsine yandığım cinsine çeker
23-04-2009, 16:34
chp dinsizmi yani
23-04-2009, 16:35
eleştiri ayrı iftira ayrı
23-04-2009, 16:36
EFESS »Yahu delimisin divanemisin sen? o nereden çıktı şimdi... Tüm yazılanlar içerisinde din ile ilgili tek bir kelime geçmezken nereden sen uyduruyorsun bu din olayını? Ne alıp veremediğin var senin dinle?chp dinsizmi yani
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
The piano keys are black and white,
But they sound like a million colours in your mind.
(Katie Melua - Spider's Web)
23-04-2009, 16:37
EFESS »Ey müslümanlar oy verin ki Allah katında bir merdiven daha yükselin propagandasını kullanmıyor sadece.Ayrıca bi partinin dinli mi dinsiz mi sorusu nası bi mantıktır?chp dinsizmi yani
God Is An Astronaut..
23-04-2009, 16:39
kullanılsın nolur yani
23-04-2009, 16:39
EFESS »Ne biliyorsun dine karşı olduğu.. Din birdir elbette ama herkesin kafasında sorgulayıp çözüme kavuşturma şekli başkadır.Böyle konuşmalar yapılması din karşıtlı olduğunu göstermez ki..sen önce ard arda soru sormadan önce kişileri yargılamaya bi son ver gereken cevapları gerektiği şekilde alıcaksındır zaten.insan dine karşı olunca böle konuşmalar anlayışla karşılıyorum ama allahtan demokrasi var yoksa kafatası milliyetçiliği yaparlardı bu ülkede mazallah atatürk çü müsün dincimi falan filan ne olursan ol ama saygılı ol hakaret etmek hiç bişeyi çözmez
Katranı kaynatırsan olur mu şeker, cinsine yandığım cinsine çeker
23-04-2009, 16:39
isteyen istediğini yapsın
23-04-2009, 16:41
EFESS »Siz sanırım Gülen cemaatini , mensubu olduğunuz din ile bir tutuyorsunuz. Gülen cemaati Fethullah Gülen tarafından yönetilen ve müslümanlık olgusunnu kullanarak insanların dini duygularınnı istismar ederek kendi çıkarları için kullanan ve yaklaşık olarak 30 milyar $ ın üzerinde bir sermayaye hükmettiği tahmin edilen bir gruptur.cemaat yada dernek eğer insanları oncu buncu diye şuçlamak hiç hoş deil yada şuçlayalım hiç farketmezz yani dinci olsa nolur yada kemalist yada falan filan ne yani ona karşı el altından bişeler yapmaya gerrek yok şeçim denen bişe varr oda var tabi halkı cahil zannettikleri için ona da güvenmiyolarr
Yazdıklarınızdan müslüman olduğunuzu çıkartıyorum. Eğer ben bir din mensubu olsaydım , mensup olduğum dini kullanarak kendilerine çıkar sağlayan insanlardan çok daha fazla nefret ederdim. Ben herhangi bir dine inanmıyorum ancak bunun konunun en ufak bir olgusuyla alakası yok ama gel gelelim siz ben herhangi bir dine inanmıyorum diye bendenn neredeyse nefret ediyorsunuz. Işte sizin demokrasi anlayışınız bu şekilde. Ben sizin dininize ve inancınıza saygı gösterirken siz farklı olanlara saygı göstermiyor tersine nefret besliyorsunuz. Din sizin ve Allah'ın arasındadır ve öyle kalmak zorundadır. Size tavsiyem sizin için bu kadar özel olan dini inancınızı kendi çıkarları için kullananların düşüncelerini fetva kabul edeceğinize biraz düşünmenizdir.
People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.
kontrast | Güncel Olaylar | on 24-05-2009 01:25
ozy | FRP & Efsane | on 15-08-2008 00:07
Dave | Beyin Fırtınası | on 24-07-2007 10:14
Lizard King | Türk Ve Dünya Sporu | on 08-04-2005 21:14
DeathMaster | Oyunlar | on 11-08-2004 19:47